Sevgili Okur,
Sayfamı tasarlarken "siyasi yazı ve görüş belirtmeme" ilkeme rağmen son günlerde gelişen hadiseler bu cümleleri bana yazdırıyor. Bilgi Esintileri bu toprakların esintisidir. Yüreği bu toprakların ruhu ile beslenir, büyür, gelişir...
Zira bu yazı aslında siyasi bir yazı da değildir. Bir ülke ve zihniyet meselesidir. Hepimiz bu topraklarda doğduk. Bu topraklarda doğmayan ama kendini bu ülkenin bir ferdi ilan edenler de aslında atalarının mirasını taşıyor nazarımca..
Bizler göçebe bir geçmişin mirasçılarıyız. Bu bizi 'birlik' olmaya iten ve birlikten güç doğduran yegane bir genetik özelliğimiz. Bu sebeple başarılar ile dolu bir tarihimiz var. Sürekli göçler ile Türkler, hayatlarını her zaman var etmişlerdir. Bunu yaparken birbirlerine olan bağlılık, saygı, paylaşımcılık, adil olma, örf ve gelenek gibi unsuları da içlerinde besleyerek Türk Kültürü'nü oluşturmayı bilmişlerdir.
Mustafa Kemal, Selanik doğumlu olmasında rağmen bu göçebe ruhun "birlik" gücünü en iyi keşfetmiş ve ülkesinin bağımsızlık yolunda yokluktan var ederken bu unsurunu kullanmıştır. Bu sebep ile O'na Atatürk yani Türk'lerin Atası diyoruz!
Son yıllarda iktidardakiler dahil bir çok kesim Atatürk'ün Türk kavramına birlik olmuş! geçmişte daha önce hiç görülmemiş kadar saldırılarda bulunuyor, aslında Mustafa Kemal'e değil Türklere karşı bir tavır içinde olduklarını açıkça gösteriyorlar.
Peki şimdi size soruyorum; Mustafa Kemal bu kadar ileri görüşlü bir lider olmasına rağmen bu günleri görememiş miydi? Önlem alamamış mıydı?
Zannımca Mustafa Kemal bugünleri çok iyi sezmiş lakin her toplumun kaderini kendisinin belirlemesi gerektiği düşüncesi ile her hangi bir koruma, zorlama, dikta ettirme getirmemiştir. O gerekeni yapmıştır! Miras olarak da düşüncelerini bırakmıştır.
İşte tüm bunların ışığında gelin hitabeyi bir kez daha vurgular ile okuyalım.. Gelin son zamanlar Türk kavramına yapılan haince saldırıları düşünelim. Zamanın sağcı-solcu kavramını Türk-Kürt olarak yedirmeye çalışan güçleri, bu birlik gücümüzü hissettirerek alt edelim. Evlerinize, iş yerlerinize bu güzel hitabeyi asalım.. Yeni nesillere bu kavramın aslında iktidarın ve çeşitli güçlerin (medya ve kimi aydın görünüşlü kişiler hatta bu ülkeyi yönetenler dahil) 'ayrımcılık' olarak niteledikleri gibi olmadığını anlatalım. Gelin Mustafa Kemal ülküsünü her ortamda insanca, birlik içinde, saygıyla ve karşısındakileri kışkırtmadan, rencide etmeden ifade edelim.. Varsın onlar taş atsınlar.. Ne demiş Mustafa Kemal; "Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir." ... "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"
| Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların (kötü yürekliler) olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini (şartlarını) düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir (ortaya çıkabilir). İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili (temsilcisi) olabilirler. Cebren (zorla) ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten (şartlardan) daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet (sapkınlık) ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin (bir yeri idare eden devlet,ordu gibi) siyasi emelleriyle tevhit edebilirler (birleştirebilirler). Millet, fakr ü zaruret (fakir ve sıkıntı) içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval (durum) ve şerâit (şartlar) içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
| |
Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927 | |
ESK


0 yorum:
Yorum Gönder